Kör müsünüz?!..

Pkk her saldırı düzenlediğinde, sözde barış güvercinleri ekranlara çıkıp kanların akmamasından, barıştan, adaletten, demokrasiden söz ediyor. Mazlum dedikleri halkın yaşadığı acıları anlatırken meseleyi ta Şeyh Sait isyanına kadar götürüyor. Tüm bunları izleyen sözde hümanist kesim ise gözyaşları içinde, “Barışı sağlayın, silahlar bırakılsın, anadillerinde konuşup eğitim alsınlar, onlar Kürt, Türk'üm demek zorunda değiller, analar ağlamasın, oradaki halkın yaşadığı zulüm yeter, halkların kardeşliği sağlansın.” diyor.

Yukarıda söz edilenleri maddeler halinde açıklamadan önce şu soruyu sormak gerekir: Aklınızı kaçırdığınızın farkında mısınız siz?!.. Öyle görülüyor ki hala değilsiniz! Zira böyle olsa, kurduğunuz cümlelerin Türk Milleti'ne ihanet demek olduğunu fark edecektiniz!..


Ülkemizi bu günlere sürükleyenleri görerek sakin kalmak pek kolay değil. Ancak durumu hala anlamayanlar için bir kez daha açıklamak elzem. Bu nedenle bir kez daha, sakince açıklamaya çalışayım. Fakat yine de bunda oldukça zorlanacağım bir gerçek!..

Barışı sağlayın!

İlk olarak, bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, halkının adı Türk Milleti ve konuştuğu dil Türkçedir! Türk Milleti'nin barışmasından söz edilen kişiler ise otuz bin kişinin katili terör örgütü Pkk'dır! Ve her geçen gün, Türk Milleti'ni katletmeye, ülkeyi bölmeye, halkı isyana teşvik etmeye devam etmektedir! Katilin kim ve düşüncesinin ne olduğuyla, Türk Milleti'nin katledilmesiyle, evlatlarınızın geleceğiyle meşgul değilseniz, haliyle bu kişileri yok etmek yerine, teröristlerin çok daha rahat hareket alanı inşa edecekleri barışı isteyeceksinizdir! Önce bunu bir anlayalım!


Silahlar bırakılsın!

Aslında bunu derken siz, Devletin tüm silahlı gücünün kanlı terör örgütü karşısında hiçbir operasyon yapmayıp izlemesini istiyorsunuz! Böyle bir istekte bulunmanın mantıksızlığı bir yana, bu düşüncenin temelinde Türk Milleti'nin bekasını yok etmek isteyen dış güçlerin olduğunu ya görmüyor ya da bilerek görmezden geliyorsunuz!

Herkes şunu çok iyi anlamalıdır: Güçlü devlet vizyonu gereği; ülkesini kan gölüne çevirenleri durdurur, nefes alanı yaratmayacak bir duruma getirir ve başta halkın güvenliğini ve geleceğini sağlayacak tüm önlemleri alır ve yoluna devam eder! Bunun dışındaki her düşünce, Türkiye'yi yıkmaya yöneliktir ki, yine menşeisi bu topraklara ait değildir!

Ana dili ile konuşsunlar, eğitim alsınlar!

Her ülkenin kimliğine uygun bir ana dil mevcuttur ve bu dilde eğitim almak mutlak şarttır. Hiçbir ülke kendine ait ana dil dışında bir ana dili kabul etmez, edemez. Zira başka bir dil, o ülke içerisinde ayrılıkçı grupların oluşmasına, hak taleplerine ve ülkenin bölünmez bütünlüğünü tehdit edecek kadar alan yaratmasına neden olur ki, -bunu bilen Avrupa ve Amerika ülkemize bu görüşü dayatırken, kendi ülkelerinde izin vermez- böyle bir durum ülkenin felaketi demektir!

Eğer ana dilinde eğitim serbestisi isterseniz; bu ulus devleti parçalamanın ilk aşaması olur. Ulus devletlerde dil, tektir! Birçok milletin yaşadığı Amerika buna en çarpıcı örnektir. Bilinen ikinci dil %30 oranında İspanyolca olmasına rağmen devletin dili İngilizcedir ve başka dilde eğitim konusu tartışmaya açık bile değildir. Almanya, Fransa gibi ülkeler, dilleri konusunda oldukça katıdır ve aksi bir eğitime kesin biçimde izin vermemektedir!

Onlar Kürt, Türk'üm demek zorunda değiller!

Hayır efendim! Zorundalar! Ülkesi kişinin kimliğidir. Bu ülkede doğan her kişi Türk'tür ve Türk Milleti'nin mensubudur! Bu, sadece Türkiye'de değil, yine tüm dünyada da böyledir. Örneğin Fransa nüfusunun neredeyse yarı oranındaki Ermeniler, “Ben Fransızım.” diyorlarsa, Ermeni olduklarını inkar etmek istediklerinden değil, devletin buna hiçbir biçimde izin vermeyişindendir! İngiltere'de doğan her yabancı uyruklu kişiye “Sen bir İngilizsin ve buna göre eğitim almak zorundasın.” denilmesinin nedeni, aynı görüşteki Fransa'dan, Almanya'dan, Amerika'dan, İtalya'dan, Norveç'ten, Belçika'dan farklı değildir!

Analar ağlamasın! Oradaki halkın yaşadığı zulüm yeter!

Anne demek, kadın demek toplumun geleceği demektir. Kadının hor görüldüğü her ortamda ilk olarak analar, kendi toplulukları tarafından ağlatılacaktır. Bölgedeki feodal sistem başta olmak üzere; sahte şeyhler, irticai ve gerici grupların yaşamasına izin veren her topluluk, ülkesine baş kaldırmaya meyillidir. Örneğin Doğu bölgelerindeki Şeyhlerin ya Akp'ye ya da Hdp'ye oy verin diye diretmesi, birey haklarının ilk önce kendi topluklarında kabul görmediğinin delilidir! Kaldı ki Cumhuriyetin kurulduğu günden beri sahte dinciler ve Kürt terör gruplarının tek bir hedefi olmuştur, o da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yıkmaktır! Ve bunun olması için bölgedeki anaları her türlü ağlatmışlardır! Şimdi ise ağlattıkları anaların çocukları, Türk Milleti'nin fertlerini ya vurmuş, ya da vurmak için gün saymaktadır!

Halkların kardeşliği sağlansın!

Öncelikle bilinmelidir ki, bir ülkeyi halklar diye ayırdığınızda, kendiliğinden “halkların hakları” doğar! Haliyle de tek çatı olan Türk Milleti'nin altında iki baş verir ki, bu tamamen, ülkeyi bölmeye yönelik emperyalist bir düşüncedir. Bilmem kaç milletin yer aldığı Amerika'da herkes Amerikalıdır. Putin'in “Rusya'da sadece Ruslar yaşar.” sözü halkların kardeşliği gibi bir plana asla izin vermeyeceğinin açık kanıtıdır. Türk dahil birçok kişinin yaşadığı Almanya'da herkes Almandır ve Almanya halkları demeye kalkmalarının bile bedeli ağır olacaktır! Ayrıca neden bizler Türkiye halkları iken onlar “tek çatı altında” Kürt'tür, bunu da irdelemeniz ve nedenini açık biçimde görmeniz gerekmektedir! Ayrıca birkaç lehçeye sahip Kürtlerin birbirlerini anlayabilmek için Türkçe konuşmaları bu işin neresindedir?!..

Daha birçok söylem, daha birçok hümanist düşünce söylenmiş ve söylenecektir. Asıl anlaşılması gereken, bu düşüncelerin temelinde nelerin yattığıdır. Unutulmamalıdır ki tüm savaşlar barış adı altında çıkarılır! Tüm özgürlük söylemlerinin temelinde ideolojileri değiştirmek isteyen emperyalin fikri vardır! İlk özgürlük belgesi sayılan ve halkın özgürlüğünü gözettiği düşünülen Magna Carta'da bile, gücün Kral'dan kiliseye geçirilmesi düşüncesi vardı!

Özetle emperyaller tarafından kandırılıyoruz, kandırıyorlar ve kandırmaya devam edecekler! Yarın öbür gün ülkemizin başına gelecek olası felaketler, kandırma konusunda ne kadar başarılı olduklarıyla doğrudan ilintilidir! Unutmayın, sizler Türk olduğunuzu unutabilirsiniz ama düşman unutmaz! O gün geldiğinde, kahır içinde “Kör müsünüz, kör müydük?!..” dememek için, gözlerinizin üzerine örtülen perdeleri artık yırtarak açın! Yoksa evlatlarınızın mutlu günlerini değil, yıkık, harabe bir ülkede isimsiz mezarlarınızdaki adlarınızı göreceksiniz! Üstelik mezar taşlarınızda yazılanlar da yazık ki Türkçe olmayacak!..